21 Ağustos 2013 Çarşamba

Hayallerim var benim

Ya düşlerinin peşine düşmeyi seçersin, ya da olanları kabullenmeyi. İyikilerinle güçlenir, keşkelerinle tükenirsin! Karar senin.
Şu hayatta en güzel şey hayal kurmak. Gerçekleşeceğini düşünmek hissetmek bile ayrı güzel. 


Hayallerim var benim beni ben yapan 
Bazen çocukluğuma döndüren bazen gelecekte oyalayan
Bazen bir bulut bazen bir yıldız bazen bir ağaç beni hayallerden hayallere gezdiren
Bazen de bir ezgi bir söz bir tat.
Ama hiç bıkmadım hayallerden umutlardan yaşamaktan
Ve daha güzel bir ben için düşleyeceğim yorulmadan.

Bazen sadece özgür olmayı hayal ederim
Bazen de delicesine kendimden geçercesine dans ettiğimi


19 Ağustos 2013 Pazartesi

Sabırlı anne olmak

3-5yaş arası çocuğunuz varsa beni gayet iyi anlarsınız. Kerem 2 yaşına gelince ilk "terrible two" ile tanıştık hem de ne tanışma. Hep hayır hayır kelimesi en sık duyduğum kelime oldu. Onu korumak için söylediğimiz "yapma" lar öylece havada kaldı biz kafayı yedik. Derken 3.5 yaş ile bu terrible two 'yu ikiye katlamaya başladı benim küçük adam."yapma"lar artık "herşeyi ben yaparım, herşeyi ben bilirim" e dönüştü. Kafayı alıp gitmeler,ben çok şey biliyorum en iyisini ben yaparım, o daha küçük ben herkesi yenerim, bak kaslarıma en güçlü benim bla bla bla.insan ne yapacağını şaşırıyor. Kızsa olmuyor, sussa olmuyor. Disiplin misiplinmiş hiç bişi kar etmiyor.
Bugünkü olayımız ise şöyle:
Kerem abilerle oyun oynarken birden aklına orada öylece masum masum duran akıllı telefonu alıp yerlere fırlatası gelir . Sonrası tabiki hüsran kafa karışıklığı . Sebep sorulduğunda ise ; ama içimden öyle geldi canım atmak istedi. Haydi gel de bunu anla . Canı istemişmiş. O kadar doğal ki onun için sonuna kadar çatır çatır kendini savunuyor. Canım istedi tabiki yaparım. (Aslında yadırgamamalı çünkü o bir erkek ) ama ben her canımızın istediğini yapamayacağımızı nasıl anlatabileceğimi bulamadım. O abinin canıda senin arabaları atmak istiyor diyorum pat bir cevap daha ben ona elletmem ki atamaz. Bu sefer demagoji yapıyorum: ama bu davranışın beni çok üzdü çok mahcup oldum pat 2. Cevap :üzülme senin telefonunu atmam. Ayyyyyy. Ne yapsam boş karşımda sanki koca bir adam var herşeye de cevabı. Ama şu disiplin olayı beni yedi bitirdi. Kuralcı ve katı mı davranıyorum da böyle yapıyor acaba? Ama yaş özelliklerine bakınca da normal herşey yani normal bir yavrucuğum var benim o zaman anormal olan biziz galiba .

14 Ağustos 2013 Çarşamba

İmdaaaaattttttt!!!!içime puCCa kaçtı!

İmdaattttt imdaaattttttttt!!!!!!!
Kitap bitti ama bende bittim. İçime puCCa kaçtı yeminlen. Bu nası bişidir yavvvv?kadınlara erkeklere bakışım değişti resmen. Her üniversite okuyan yaşamış görmüştür de ben bazı şeyleri bu kitapla farkettim. Hele hele ki de hep " iyi olmayı tercih et" felsefemden ötürü hanım hanımcık oturaklı gururlu efendi kızın aklını bozmaya adamış kendini.iyi ki şimdi okumuşum rayına oturmuş bir evliliğim var, mutluyum.
Kitap ilk çıktığından itibaren uzaktan uzaktan takip ediyorum onun öncesinde de blog var tabi ama hiççççç iplemiyorum ben. Belki kıskandığımdan ben niye yazmıyorum yavvv dememden e bir de bebişden vakit olmuyordu. İlk Twitter de başladım takip etmeye ama yine öylesine yandan yandan bakıyorum hatuna ve yazdıklarına .sonra merak iyice kabardı eeee önümde de bomboş 1.5 aylık tatil alayım almayayım alayım almayayım almadım tabi. İçim içimi yiyor derken bir kitapçı da sahilde okurum azıcık gülerim çok sinirliyim kafa dağıtayım diyerek aldım ama gizli gizli okuyorum nedense???
Tabi ki elimden bırakamadım kitabı 2 günde bitti uyuyamadım sabahlara kadar okudum. Ama ben kitap okuyunca işte böyle oluyorum kitap kahramanı ben oluyorum. Tüm yaşadıklarını sanki ben yaşamışım ki kâh ağlıyorum kâh seviniyorum kâh sinirleniyorum. İşte yine öyle oldu ve ben kendimi kaptırmışım bir sabırsızlık bir sinirlenmece bir dandan herşeyleri herkeslere söylemece. Diyorum ya Allah dan evliyim eşime güveniyorum (yanımda değil ama).tüm dünyayı yakasım geldi .
Size önerim bu kitabı kesinlikle sakin iletişimde olmadığınız sadece kafa dinlediğiniz zamanlarda okuyun. Kesinlikle kitabı okuyup işe gitmeyin kesin işinizden olursunuz bu hışımla.
Bir de güya çerezlik olsun sadece hahahah boşboş abuksubuk güleyim kafa dağıtayım diye aldım kitabı yuhhhhhh direk felsefik bir kitap çıktı iyi mi? Gülüyorsun sonra okumayı bırakıp neye gülüyorum ki diye düşünüp duruyorsun sonra bir sürü fikir düşünce geçiyor aklından. Kafayı kırıyorsun. Aslında felsefe kitabıdır bence tecrübeyle sabit tespitler içerdiği için sürekli düşünmeye teşvik ettiği için.
Bir diğer düşüncem de bu kitabı " eli yüzü düzgün kırsalda yetiştişmiş iyi aile çocuklarının" ergenlikten sonra kaynak kitap olarak okumaları. İleride kızların hangi tripleriyle ve neyle karşılaşacaklarını görmeleri açısından büyük önem taşıyor.(cep kitap formatı var mıydı acaba?)
Sonuç: ben diğer kitapları da alıp tatildeyken sakin sakin okuyup işe gidene kadar etkisinden kopmayı planlıyorum. Ama kadın olduğumu hatırlattığı içinde PUCCA ya teşekkürler ediyorum.

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Kocacım bu post sana özel ( uzaklıklar)

Sen yanımdan ayrılalı bugün tam 1 ay oldu.Klasik olacak biraz ama bana 1 yıl gibi geldi. Yanımdayken uzakta olmanı uzağımdayken de yakınımda olmanı istiyorum. Çok çelişkili duygularım var. Senin deyiminle " özelim 100 mt" .
Ama yalnız kalınca anlıyor insan sevdiklerinin değerini belki bu yüzdendir arasıra uzaklaşmak istemem; biraz özleyeyim biraz acısın kalbim.
İnsan uzak kalınca sadece iyi güzel anıları hatırlıyor kötü olanları kavgaları tümden unutuyor. Daha da sevgisi artıyor. Şu an seni 1milyon kat daha fazla sevdiğim gibi.
İşte aşk bu yüzden güzel ayrılık bu yüzden değerli. Hani derler ya " ayrılık da sevdaya dahil" esas aşkı aşk yapan bence ayrılıklar uzaklıklar. Yaşanamayanlar, birlikte iken yapılacakların hayalleri , söylenemeyen sözler, biriktirilen duygular ...
Sen gidince bomboş kaldı yaşadığım şehirler, öksüz kaldı gülüşlerim, anlamsız kaldı söylediklerim , yarım kaldı yaşadıklarım.
Seni çok özledim.

4 Ağustos 2013 Pazar

Her yaşta mutlu olmak

2011'den itibaren çok zor günler geçiriyorum. Sürekli birşeyleri sorguluyorum. En sevdiğim iki insanı peşpeşe kaybetmenin verdiği tanımlayamadığım duygular ve kendimden eksilttiklerimin büyük boşluğu içinde hep bu soruyu sormaya başladım "mutlu muyum? , beni ne mutlu ediyor?". Derken bu ay bir dergi beni kendine çekti. Sabah sabah kalkıp dergi almalıyım diyerek günün en sıcak saatinde 15-20 dk yürüyerek markete vardım. "Beni al, beni al" dedi ki isminden ve konu başlıklarından çok" stil sahibi kişilikleri kadınlar için" cümlesi beni cezbetti. Ve sanırım vazgeçilmezim olacak "MORE". Neyse konu sapmadan içindeki sorularımı cevaplayan bölüme geçeyim. Başlık;" her yaşta mutlu olmak". İnternet sitesine baktım ama bu yazı yoktu olsa bağlantı yapacaktım.kısa alıntılarla yazacağım. En ilginç olan ise " yaşlandıkça mutlu " olunduğu idi. Bilim insanlarının araştırmaları sonucu mutluluk bir "U dirseğine " benziyor.(yani U harfi). Çocukluk ve gençlik de mutluyuz, orta yaş da dipteyiz, sonra yine yaş aldıkta mutluluk veee tabiki mutlu son!!
İlginç bazı yazılar ise şöyle:

  1. Beyindeki ön lobları hala gelişmekte olan ergen ve lobları bozulmakta olan yaşlı kişiler kötü haberleri yok saymaya meyilli olurlar ve bunların onların başına gelmeyeceğine inanırlar. Bu da onları daha mutlu kılar.( anne olduktan sonra neden daha duygusal ve kaygılı olduğumun sebebi)
  2. Öfke-kızgınlık 18-21 yaşları arası en yüksek; stres 22-25 yaş arası en üst noktaya varıyor. Hayattan zevk alma 42-45 arası en dibe vuruyor( dipte değilmişim demek yuppi😜).46-49 arası en tepe noktasında oluyor ve mutluluk en dip noktasına 54-57 arası ulaşıyor.( bu hesaba göre 100 yaşımda dünyanın en mutlu insanı olacağım. Bunu bilmek bile insanı mutlu ediyor😀)
  3. Ve en önemlisi; stres ,endişe ve hüzün erkeklere göre kadınlar arasında önemli ölçüde yüksekmiş!(her konuda erkeklerden hep öndeyiz)
Hangi aktivite sizi mutlu eder sorusunun en popüler cevabı ise arkadaşlarla vakit geçirmek ,2.si ise seyahat etmekmiş.
Özet ve sonuç; şu an dibe doğru gidiyorum , mutluluk ve mutsuzluk arası bir noktadayım. Ama yazımın başında bahsettiğim sorumun cevabını kısmen de olsa buldum. Herşey normalmiş!!!
Teşekkürler " more"
http://m.youtube.com/watch?v=SNPjPpr-DRcVe size bu şarkıyla mutluluklar diliyorum. Mehmet erdem- haydi gel gidelim

2 Ağustos 2013 Cuma

Yaşamaya dair

Ortaokul yıllarımda bir gazetede köşe yazısında keşfetmiştim bu muhteşem şiiri. O zamanlar herşeyi arşivlerdim.yazıyı kesip cüzdanıma koymuştum ve her fırsatta her yerde okurdum. Her okuduğumda da yeni yeni şeyler keşfederdim.üniversiteye gelince yazıyı kaybettim ama hala hayatımın şiiri. Hayattan beklediğim aradığım tüm soruları cevaplıyor.teşekkürler Nazım Hikmet RAN.
YAŞAMAYA DAİR(1)

YASAMAK SAKAYA GELMEZ,
BÜYÜK BİR CİDDİYETLE YASAYACAKSIN
BİR SİNCAP GİBİ MESELA,
YANI, YASAMIN DIŞINDA VE ÖTESİNDE HİÇBİR ŞEY BEKLEMEDEN
YANI, BÜTÜN İŞİN GÜCÜN YASAMAK OLACAK.

YAŞAMAYI CİDDİYE ALACAKSIN,
YANI, O DERECEDE, ÖYLESİNE Kİ,
MESELA, KOLLARIN BAĞLI ARKADAN, SIRTIN DUVARDA,
YAHUT, KOCAMAN GÖZLÜKLERİN,
BEYAZ GÖMLEĞİNLE BİR LABORATUARDA
İNSANLAR İÇİN ÖLEBİLECEKSİN,
HEM DE YÜZÜNÜ BİLE GÖRMEDİĞİN İNSANLAR İÇİN,
HEM DE HİÇ KİMSE SENİ BUNA ZORLAMAMIŞKEN,
HEM DE EN GÜZEL,
EN GERÇEK ŞEYİN YASAMAK OLDUĞUNU BİLDİĞİN HALDE.

YANI, ÖYLESİNE CİDDİYE ALACAKSIN Kİ YASAMAYI,
YETMİŞİNDE BİLE, MESELA, ZEYTİN DİKECEKSİN,
HEM DE ÖYLE ÇOCUKLARA FALAN KALIR DİYE DEĞİL,
ÖLMEKTEN KORKTUĞUN HALDE ÖLÜME İNANMADIĞIN İÇİN,
YASAMAK, YANİ AĞIR BASTIĞINDAN.
1947

(2)

DİYELİM Kİ, AĞIR AMELİYATLIK HASTAYIZ,
YANI, BEYAZ MASADAN
BİR DAHA KALKMAMAK İHTİMALİ DE VAR
DUYMAMAK MÜMKÜN DEĞİLSE DE BİRAZ ERKEN GİTMENİN KEDERİNİ
BİZ YİNE DE GÜLECEĞİZ ANLATMAN BEKTAŞİ FIKRASINA,
HAVA YAĞMURLU MU, DİYE BAKACAĞIZ PENCEREDEN,
YAHUT DA YİNE SABIRSIZLIKLA BEKLEYECEĞİZ
EN SON AJANS HABERLERİNİ.

DİYELİM Kİ, DÖVÜŞÜLMEYE DEĞER BİR ŞEYLER İÇİN,
DİYELİM Kİ, CEPHEDEYİZ.
DAHA ORDA İLK HÜCUMDA, DAHA O GÜN
YÜZÜKOYUN KAPAKLANIP ÖLMEK DE MÜMKÜN.
TUHAF BİR HINÇLA BİLECEĞİZ BUNU,
FAKAT YİNE DE ÇILDIRASIYA MERAK EDECEĞİZ
BELKİ YILLARCA SÜRECEK OLAN SAVASIN SONUNU

DİYELİM Kİ, HAPİSTEYİZ,
YASIMIZ DA ELLİYE YAKIN,
DAHA DA ON SEKİZ SENE OLSUN AÇILMASINA DEMİR KAPININ.
YİNE DE DIŞARIYLA BERABER YASAYACAĞIZ,
İNSANLARI, HAYVANLARI, KAVGASI VE RÜZGARIYLA
YANI, DUVARIN ARKASINDAKİ DIŞARIYLA.

YANİ, NASIL VE NERDE OLURSAK OLALIM
HİÇ ÖLÜNMEYECEKMİŞ GİBİ YAŞANACAK...
1948

(3)

BU DÜNYA SOĞUYACAK,
YILDIZLARIN ARASINDA BİR YILDIZ,
HEM DE EN UFACIKLARINDAN,
MAVİ KADİFEDE BİR YILDIZ ZERRESİ YANI,
YANI, BU KOSKOCAMAN DÜNYAMIZ.

BU DÜNYA SOĞUYACAK GÜNÜN BİRİNDE,
HATTA BİR BUZ YIĞINI
YAHUT ÖLÜ BİR BULUT GİBİ DE DEĞİL,
BOŞ BİR CEVİZ GİBİ YUVARLANACAK
ZİFİRİ KARANLIKTA UÇSUZ BUCAKSIZ.

ŞİMDİDEN ÇEKİLECEK ACISI BUNUN,
DUYULACAK MAHZUNLUĞU ŞİMDİDEN.
BÖYLESİNE SEVİLECEK BU DÜNYA
"YAŞADIM" DİYEBİLMEN İÇİN...

ŞUBAT 1948

NAZIM HİKMET

Hayat güzeldir dedim ve...

Evet hayat güzeldir diyerek 2 senedir yazmak için hazır olmayı beklediğim bloğumu yazmaya başlıyorum.Bir kritere bağlamak istemedim içinde herşey olsun istedim. Yaşım 31 olunca "otuzdan sonraki ben" olarak başlıyorum.Kendimi yeniden keşfederek, yeniden öğrenerek.
Sevinçler,mutluluklar,eğlence olsun üzüntü,hüzün,gözyaşı uzak olsun umarım bu blogdan ve tabi ki "otuzlu" yaşamımdan.
Aklıma geldikçe, düşündükçe, öğrendikçe herşeyi yazmak istiyorum. Çünkü yazmak benim için bir keşfetme serüveni özel bir terapi. Aslında sadece "KENDİM" için yazıyorum. Sizler de takip ederek duygularımı paylaşırsanız sevinirim. Şimdiden teşekkürler.